Aydemir, programın bir anma töreni olmanın ötesinde, Türkiye’nin kendi imkânlarıyla geliştirdiği savunma sistemlerinin hangi şartlar altında ortaya çıktığını gösterdiğini vurguladı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yanı sıra Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının katılımıyla gerçekleştirilen törende, Özdemir Bayraktar’ın hayatını konu alan “Özdemir Bayraktar Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” belgeseli izleyiciyle buluştu. Aydemir, belgeselin özellikle 2000’li yıllardan itibaren savunma sanayii alanında yaşanan dirençleri ve engellemeleri açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.
VATAN SEVGİSİNİN ÖLÇÜSÜ
Aydemir, vatan sevgisinin söylemle değil, ortaya konulan hizmetle ölçüldüğünü hatırlatarak, Özdemir Bayraktar’ın mücadelesinin bu anlayışın somut bir örneği olduğunu belirtti. Türkiye’nin insansız hava araçlarıyla elde ettiği kapasitenin, yalnızca teknik bir başarı olmadığını söyleyen Aydemir, bu sürecin aynı zamanda siyasi ve kurumsal dirençlere karşı verilen bir mücadele olduğunu kaydetti.
Aydemir’e göre, İHA ve SİHA projelerinin önünü kesmeye çalışan yapıların varlığı, belgeselde açık biçimde görülüyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki FETÖ yapılanmasının, yerli projeleri engelleme girişimlerinin Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğini ifade etti.
SAHADAN GELEN BASKI
Aydemir, 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ilk milli İHA’nın, sahadaki ihtiyacın bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtti. İsrail’den temin edilen sistemlerin terörle mücadelede yetersiz kaldığını hatırlatan Aydemir, bu durumun yerli çözümlere olan zorunluluğu açık biçimde gösterdiğini söyledi.
Şırnak ve Hakkâri gibi bölgelerde görev yapan askerlerin, doğrudan Özdemir Bayraktar’la temas kurarak ihtiyaçlarını iletmesinin sürecin kırılma noktalarından biri olduğunu ifade eden Aydemir, bu temasların savunma sanayiinin masa başında değil, sahada şekillendiğini gösterdiğini dile getirdi.
TEKNOLOJİK SIÇRAMA VE SONUÇLARI
Aydemir, 2009’da otomatik iniş ve kalkış kabiliyetine sahip sistemlerin, 2014’te silahlı insansız hava araçlarının ve 2021’de Bayraktar Akıncı’nın envantere girmesinin, uzun soluklu bir kararlılığın ürünü olduğunu söyledi. Bu gelişmelerin, terörle mücadelede operasyonel üstünlük sağladığını ve Türkiye’nin bölgesel denklemdeki konumunu güçlendirdiğini belirtti.
Aydemir’e göre, bu kapasite yalnızca yurt içinde değil, Karabağ ve Libya gibi sahalarda da dengeleri etkiledi. Savunma doktrinlerinde yaşanan değişimin, Türkiye’nin askeri ve siyasi manevra alanını genişlettiğini ifade etti.
SALDIRILARIN DEVAM EDEN NİTELİĞİ
Aydemir, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ’nün devlet içindeki etkisinin temizlenmesine rağmen, savunma sanayii projelerine yönelik saldırıların biçim değiştirerek sürdüğünü söyledi. Bu saldırıların kimi zaman siyasi, kimi zaman medya üzerinden yürütüldüğünü belirten Aydemir, Özdemir Bayraktar ve ailesinin hedef alınmasının tesadüf olmadığını vurguladı.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın yaşadıklarını hatırlatan Aydemir, Türkiye’de savunma alanında öne çıkan her yerli girişimin benzer baskılarla karşılaştığını ifade etti. Aydemir, bu nedenle belgeselin yalnızca geçmişi anlatmadığını, geleceğe dair bir uyarı niteliği taşıdığını da sözlerine ekledi.