Serdengeçti Ocakları Başkanı Alper Hanoğlu, El-Cezerî’nin kökeni ve ilmî mirası üzerinden yürütülen tartışmalara tepki göstererek tarihî gerçeklerin bilinçli biçimde çarpıtıldığını söyledi.
Serdengeçti Ocakları Başkanı Alper Hanoğlu, bazı çevrelerde son günlerde dolaşıma sokulan “El-Cezerî Türk değildir” iddialarını değerlendirdi ve tarihsel verilerle uyuşmayan bu yaklaşımların ilmî ciddiyetten uzak olduğunu ifade etti. Hanoğlu, El-Cezerî’nin (İsmail b. Rezzâz el-Cezerî) bilinen bütün eserlerini Artuklu Türk Devleti himayesinde kaleme aldığını hatırlatarak, “O dönemin bilim dili Arapçaydı; eserlerin dili üzerinden etnik kimlik inşa etmek sağlıklı bir yöntem değildir” dedi.
“ARTUKLU SARAYININ BAŞMÜHENDİSİ TÜRK KÖKENLİYDİ”
Hanoğlu, El-Cezerî’nin hayatı boyunca Artuklu sarayının başmühendisi olarak görev yaptığını vurgulayarak, bu pozisyonun devletin askerî ve teknik elit kadrosunun merkezinde yer aldığını belirtti. Artukluların Oğuzların Döğer boyuna mensup bir Türk hanedanı olduğunu hatırlatan Hanoğlu, “Saray yapısı, komuta kademesi ve teknik kadrolar ağırlıklı şekilde Türkmen ailelerden geliyordu. Cezerî’nin sorumluluğunda bulunan su sistemleri, hidrolik düzenekler, mekanik otomasyonlar gibi kritik projeler, dönemin en nitelikli Türk mühendislik birikimiyle yürütülüyordu.” değerlendirmesinde bulundu.
“CİZRE, O DÖNEMİN TÜMÜYLE TÜRK YURDUDUR”
Serdengeçti Ocakları Başkanı, Cezerî’nin yaşadığı Cizre’nin söz konusu dönemde bütünüyle Artuklu Türk yurdu olduğunu belirterek, “Bugün bazı çevreler tarihî gerçekliği olmayan etnik okumalarla Cezerî’nin kimliğini tartışmaya açmaya çalışıyor. Oysa Cezerî, eserlerini Artuklu hükümdarlarına sunan, saray teşkilatı içinde yetişmiş, Türk kültürel ikliminde kökleşmiş bir başmühendistir.” dedi.
“ARAPÇA, BİLİMİN ULUSLARARASI DİLİYDİ”
Hanoğlu, Cezerî’nin Arapça yazmasının etnik kimlikle ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu dile getirerek, “İbn Sînâ, Farabî, Harezmi, Ali Kuşçu, Uluğ Bey… Hepsi Türk kökenlidir ve eserlerini Arapça kaleme almıştır. Çünkü o dönem İslam dünyasında ve çevresinde bilim dili Arapçaydı. Bugün İngilizce akademik üretim yapmak bir kişiyi İngiliz yapmıyorsa, Arapça yazmak da Cezerî’yi başka bir millete dahil etmez.” ifadelerini kullandı.
“MODERN AKADEMİK KAYNAKLAR CEZERÎ’NİN TÜRK KİMLİĞİNİ ORTAYA KOYUYOR”
Hanoğlu, Cezerî’nin Türk olduğu görüşünü destekleyen pek çok modern akademik çalışma bulunduğunu belirterek, “Adıvar’dan Sezgin’e, Demirkol’dan Bedirhan’a kadar uluslararası ölçekte çok sayıda araştırmacı, Cezerî’nin Türk mühendislik geleneği içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Artuklu sarayının teknik mirası zaten bütünüyle Türk–Türkmen çizgisindedir.” dedi.
“TARİHİ MİRASIMIZI ÇARPITMA GİRİŞİMLERİNE KARŞI UYANIK OLMALIYIZ”
Açıklamasında kültürel hassasiyet çağrısı da yapan Hanoğlu, toplumun tarihî şahsiyetlerine yönelik sistematik algı operasyonlarına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Hanoğlu, “Cezerî, bilim tarihinde yalnızca bir mekanik ustası değildir; Anadolu’nun Türk–İslâm medeniyetindeki yüksek mühendislik geleneğinin sembol isimlerinden biridir. Bu hakikatin üzeri hiçbir politik okuma ile örtülemez.” ifadelerini kullandı.
“SERDENGEÇTİ OCAKLARI OLARAK MİRASINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Hanoğlu son olarak, Cezerî’nin mirasının korunması ve genç nesillere doğru anlatılması gerektiğini vurgulayarak, “Biz bu toprakların mühendislik tarihine, kültürel hafızasına ve ilim mirasına sahip çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz.” dedi.