Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, ekonomide önümüzdeki dönemin temel meselesinin şirketlerin yeni fabrika, makine, teknoloji ve istihdam kararlarını hızlandırabilecek bir yatırım ikliminin tahkimi olduğunu söyledi.
Aydemir, ekonomik güven endeksinin ağustos ayında 100,6 seviyesine yükselmesinin reel ekonomi açısından dikkate değer olduğunu belirterek, oluşan zeminin üretim kapasitesini artıracak yatırımlarla desteklenmesinin önem taşıdığını ifade etti.
“Türkiye’nin asıl kazancı, sermayenin beklemek yerine üretime yöneldiği anda büyüyecektir” diyen Aydemir, özellikle Anadolu’daki üretim merkezlerinin yeni yatırım dalgasından daha fazla pay alması gerektiğini kaydetti.
SERMAYENİN ÜRETİME DÖNÜŞME HIZI ÖNEMLİ
Aydemir, ekonomik programların başarısının yalnızca makro göstergelerdeki değişim üzerinden okunmasının eksik kalacağını belirterek, reel sektörün kapasite artırma kararlarının da yakından izlenmesi gerektiğini söyledi.
Bir işletmenin yeni makine siparişi vermesi, üretim hattını genişletmesi, yeni pazarlara açılması veya ilave çalışan istihdam etmesinin ekonomide doğrudan karşılığı bulunduğuna dikkat çeken Aydemir, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ekonomide önümüzdeki safhanın ölçüsü yatırım olacaktır. Fabrikanın yeni vardiya açması, sanayicinin kapasite büyütmesi, girişimcinin yeni bir tesise başlaması bize ekonominin geleceği hakkında çok şey söyler. Sermayeyi üretime sevk eden bir ortam oluşturduğumuz ölçüde büyümenin tabanı genişler.”
Aydemir, yatırım kararlarının uzun vadeli karakter taşıdığını, bu nedenle işletmeler açısından finansmana erişimin yanı sıra pazar imkânları, ihracat kapasitesi, enerji maliyetleri ve yatırımın geri dönüş süresinin birlikte önem kazandığını ifade etti.
ANADOLU İÇİN YENİ YATIRIM HAMLESİ
Türkiye’nin üretim coğrafyasının daha geniş bir alana yayılmasını önemsediklerini belirten Aydemir, Anadolu şehirlerinin sanayi yatırımlarında daha güçlü biçimde öne çıkarılmasının bölgesel kalkınmaya da katkı sunacağını söyledi.
Aydemir, yatırım teşviklerinin şehirlerin üretim kabiliyetleriyle daha güçlü ilişkilendirilmesinin önemine işaret ederek, her ilin aynı ekonomik reçeteyle değerlendirilmesi yerine yerel avantajları harekete geçiren modellerin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Erzurum ve benzeri üretim potansiyeli bulunan şehirlerde ulaşım, enerji, lojistik, organize sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağının birlikte ele alınmasının yatırımcı açısından önemli bir avantaj oluşturacağını dile getiren Aydemir, “Anadolu’da yatırımın önünü açtığımız her noktada göç baskısını azaltan, yerel geliri yükselten ve yeni istihdam oluşturan bir ekonomik merkez meydana getiririz” dedi.
ÜRETİM KARARI İSTİHDAMA YANSIYOR
Özel sektör yatırımlarının sosyal etkisine de dikkat çeken Aydemir, yatırım kararlarının bilanço kalemlerinin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni bir fabrikanın çevresinde tedarikçilerden taşımacılığa, hizmet sektöründen küçük esnafa kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluştuğunu belirten Aydemir, büyük ölçekli yatırımlarla KOBİ’lerin aynı üretim zincirinde buluşturulmasının önem taşıdığını ifade etti.
Aydemir, “Bir yatırım kararının arkasında yeni iş imkânları, yeni siparişler ve yeni girişimler vardır. Bu sebeple yatırım meselesini doğrudan vatandaşın refahıyla bağlantılı görüyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin sanayi, ihracat ve teknoloji kapasitesinin önümüzdeki dönemde daha yüksek katma değerli üretime yönelmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Aydemir, ekonomik programın reel sektörde oluşturacağı en güçlü sonucun yeni yatırımların devreye girmesi olacağını kaydetti.
“Ekonomide sağlamlaşmanın sahadaki karşılığı üretimdir” diyen Aydemir, “Önümüzdeki dönemin hedefi mevcut fabrikaları ayakta tutmanın yanında yeni fabrikaların temelini attırmak, mevcut işletmeleri büyütmek ve Anadolu’nun üretim kabiliyetini harekete geçirmek olmalıdır. Türkiye’nin büyük potansiyeli burada bulunuyor” ifadelerini kullandı.